Randevu Almadan Göz Doktoruna Gidilir mi? Modern Toplumun Görme Kültürü Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme Toplumun Merceğinden Bakmak: Bir Sosyoloğun Gözlüğü Toplumu anlamak, bir laboratuvara değil, insanların arasına inmeyi gerektirir. Göz doktoru bekleme salonları da bu anlamda küçük birer toplum aynası gibidir: Kimimiz randevuyla gelir, kimimiz “bir soruvereyim” diyerek içeri adım atar. İşte bu küçük davranış farkları, randevu almadan göz doktoruna gidilir mi? sorusunun ötesinde, bireyin toplumla kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır. Bir araştırmacı için göz kliniği, sadece tıbbi bir alan değil; aynı zamanda toplumsal düzenin, sınıf farklarının, cinsiyet rollerinin ve kültürel pratiklerin iç içe geçtiği bir gözlem sahasıdır. Göz sağlığına yaklaşım,…
8 YorumHızlı Yolculuk Hikayeleri Yazılar
Murat Göğebakan “Kalbim Yaralı” Filmi Ne Anlatıyor? Ekonominin Duygusal Kodlarını Okumak Bir ekonomist için her hikâye, aslında bir kaynak dağılımı meselesidir. Sınırlı imkânlar, sonsuz arzular ve bu ikisi arasındaki bitmeyen gerilim… Murat Göğebakan’ın “Kalbim Yaralı” filmi de tam bu noktada, duygusal bir anlatıdan fazlasını sunar: kıt kaynakların içinde anlam arayan bireyin ekonomik mücadelesi. Film, sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda tüketim toplumunda duyguların nasıl metalaştığını, sevginin bile bir ekonomik değer zincirine nasıl dâhil edildiğini anlatır. Bu yönüyle “Kalbim Yaralı”, piyasa mantığının insan ilişkilerine nasıl sızdığını anlamak için güçlü bir metafordur. Duygusal Sermaye: Aşkın Ekonomik Boyutu Ekonomide “sermaye” denildiğinde çoğu…
6 YorumKalsedon Nedir, Ne İşe Yarar? Taşın Ruhuna Küresel ve Yerel Bir Yolculuk Ben, her şeyi sadece bir yönüyle ele almayı sevmeyenlerdenim. Taşların bile hikâyesi olduğunu düşünürüm — sadece yerin altından çıkan bir mineral değil, kültürlerin, inançların, duyguların sessiz tanıklarıdır onlar. Kalsedon da işte o taşlardan biri: hem tarihsel bir simge, hem enerjisiyle günümüzde yeniden keşfedilen bir dost. Bu yazıda, kalsedonu hem dünya ölçeğinde hem de bizim topraklarımızda nasıl anlamlandırdığımızı konuşacağız. Çünkü bir taşın değeri, sadece bileşiminde değil, insanların ona yüklediği anlamdadır. Kısa cevap: Kalsedon, silisyum dioksitten oluşan yarı saydam bir kuvars türüdür. Tarih boyunca takılarda, mühürlerde ve ritüellerde kullanılmış; huzur,…
8 YorumGörgü Kuralları Nedir? Felsefi Bir Bakışla İnsan Davranışının Ahlaki Dili Bir filozofun gözünden dünyaya baktığımızda, insanın en temel sorusu hep aynıdır: “Nasıl yaşamalıyım?” Bu soru, yalnızca ahlakın değil, aynı zamanda görgü kurallarının da felsefi temelini oluşturur. Görgü, insanın toplum içinde kendini nasıl ifade ettiğinin; kurallar ise bu ifadenin biçimsel sınırlarının adıdır. Yani görgü kuralları, insanın hem kendine hem de başkalarına karşı saygısını düzenleyen bir yaşam biçimidir. Ancak bu olgu, yalnızca davranışların yüzeyinde değil; etik, epistemoloji ve ontoloji düzeyinde de derin anlamlar taşır. Etik Perspektiften Görgü Kuralları Etik, insanın “doğru”yu ve “yanlış”ı nasıl ayırt ettiğini inceler. Bu bağlamda görgü kuralları, toplumsal…
8 YorumMerhaba sevgili merak düşkünü okur — birlikte bir bilim merceğiyle “Hasan Kalyoncu Türkiye’de kaçıncı sırada?” sorusunun peşine düşelim. Verileri olabildiğince sade ve anlaşılır hale getirerek birlikte okuma yapalım. “Kaçıncı sırada?” Ne Demek, Hangi Kriterle? Önce netleştirelim: “Türkiye’de kaçıncı sırada?” derken hangi sıralamadan söz ediyoruz? Üniversite sıralaması mı, bilimsel yayın gücü sıralaması mı, küresel etki sıralaması mı? Üniversiteler için, Türkiye içinde “genel üniversite sıralaması” yapan kurumlar var (URAP, Webometrics, QS Türkiye, vs.). Global ölçekte ise kurumlar “Scimago,” “CWUR,” “Times Higher Education” gibi endekslerle değerlendirilir. Ayrıca disiplinler arasında — mühendislik, tıp, sosyal bilimler — farklı sıralamalar olur. O hâlde veri kaynaklarını taradık;…
Yorum BırakBrecht Tiyatrosu Nedir? Öğrenmenin Sahnedeki Dönüştürücü Gücü Bir Eğitimcinin Bakışı: Öğrenmenin Sahnesi Öğrenme, yalnızca bilgi edinme değil; bakış açısını değiştirme, dünyayı yeniden anlamlandırma sürecidir. Bertolt Brecht’in tiyatrosu da tam olarak bu dönüşümün sanatsal karşılığıdır. Brecht, seyirciyi sadece izleyen değil, düşünen, sorgulayan ve öğrenen bir özneye dönüştürmek istemiştir. Brecht tiyatrosu, eğitici bir sanattır. Onun sahnesi bir sınıf gibidir; oyuncular öğretmen değil, birlikte düşünen rehberlerdir; seyirci ise pasif bir alıcı değil, aktif bir katılımcıdır. Bu anlamda Brecht’in tiyatrosu, pedagojik bir eylemdir — bireyin eleştirel düşünme becerisini geliştiren, toplumsal bilinci uyandıran bir öğrenme süreci. Epik Tiyatronun Temelleri: Sorgulayan Bir Öğrenme Modeli Brecht’in geliştirdiği…
Yorum BırakKruton: Edebiyatın İncelikli Lezzeti ve Anlam Derinliği Edebiyat, kelimelerle şekillenen bir sanat dalıdır ve her kelime, kendine özgü bir evren barındırır. Bir kelimenin gücü, bazen görünmeyen, bazen de son derece belirgin bir şekilde karşımıza çıkar. Bu yazıda, kelimelerin dilsel sınırlarını aşarak insan ruhunun derinliklerine inen bir kavram olan “kruton”u ele alacağız. Ancak bu kelime, yalnızca gastronomiyle sınırlı bir anlam taşımaktan çok, metinlerde bir tema olarak da farklı çağrışımlar yaratabilir. Kruton: TDK Anlamı ve Edebiyat Perspektifi Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre, “kruton”, genellikle çorbalarda kullanılan, üzerine tereyağı sürülmüş ve kızartılmış ekmek dilimleri olarak tanımlanır. Ancak bu kelime, bir edebiyatçının gözünde çok…
Yorum BırakTarihçi gözlüğümle bakınca geçmişin izleriyle bugünü bağlamaya çalışırım; her “bugün” aslında birçok kırılmanın, birikimin ve bellek savaşlarının ürünüdür. “Gönül Bağı Projesi” adlı güncel girişim de, bu bağlamda, geçmiş–gelecek ekseninde, toplumsal yaraların iyileştirilmesi yönünde bir çaba olarak okunabilir. Bu yazıda Gönül Bağı Projesi’nin ne olduğu, tarihsel arka planı, toplumsal dönüşüm bileşenleri ve bugüne taşıdığı anlamları ele alacağım. — Gönül Bağı Projesi Nedir? Gönül Bağı Projeleri, Türkiye’de özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrası, afet bölgelerindeki toplumsal dokuyu yeniden güçlendirmeye yönelik bir dizi sosyal sorumluluk inisiyatifi çerçevesinde kurgulanan projelerdir. [1] Bu projeler, mağdur bölgelerde istihdam, eğitim, yerel üreticilerin desteklenmesi, mesleki beceri kazandırma gibi…
Yorum BırakGitme Kal Kim Söylüyor? Felsefi Bir Bakış Açısıyla İnsan İlişkilerinin Derinlikleri Bir sözcük, bir ses, bir çağrı… İnsanlar tarih boyunca, duygularını, düşüncelerini, arzularını ve korkularını kelimelerle ifade etmişlerdir. Fakat bazen bir cümle, o kadar yoğun bir anlam taşır ki, sadece sözden daha fazlası olur. Bir cümle, bir çağrıya, bir dileğe dönüşür. “Gitme kal,” der birisi. Kim söylüyor bu sözleri? Bu söz, bir başka insanın içsel bir ihtiyacını mı, yoksa dış dünyadaki zorunlulukları mı dile getiriyor? Bu yazıda, “Gitme kal” sözünü, etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden derinlemesine inceleyeceğiz. Etik Perspektif: Bir İlişkinin Zorunlulukları ve Bireysel Kararlar Etik, doğru ile yanlış arasındaki…
Yorum BırakSpordan Sonra Neden Her Yerim Ağrıyor? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Dayanışma Perspektifinden Bir Bakış Spordan sonra vücudun her yerinin ağrıması, hepimizin yaşadığı o tanıdık deneyimlerden biridir. Ama hiç düşündün mü, bu basit görünen fiziksel olgunun ardında toplumsal, kültürel ve hatta cinsiyet temelli farkların nasıl gizlendiğini? Gel, bu yazıda sadece kaslarımızı değil, bakış açılarımızı da esnetelim. — Spordan Sonra Neden Ağrırız? Fizyolojiden Duyguya Bir Yolculuk Kas ağrıları, tıpta “gecikmiş kas ağrısı” (DOMS) olarak bilinir. Spor yaparken kas lifleri minik yırtıklar oluşturur; bu da vücudun iyileşme sürecini başlatır. O ağrı aslında gelişimin, güçlenmenin bir parçasıdır. Ama bu süreci yaşarken hepimizin hisleri, tepkileri…
Yorum Bırak